21.11.09

sis

dışarısı o kadar sisli ki balkondan bakınca 5 metre ilerisini bile göremiyorum. karanlık. üstüne bir şeyler çöküyormuş gibi, yoğun bir dumanın ortasında kalmış, zar zor nefes alıyormuşsun gibi. hayat gibi. değil mi? bazen karanlık bazen çok dumanlı 5 metre önünü göremeden koşarcasına adım atmak değil mi hayat? beklemeden, sabırsızca, çığlık çığlığa..
kendini bulmak gibi sis bir tek sen varsın görünen, senin fikirlerin başkası gözükmüyor ne bulutlar ne ay ne de tek bir yıldız.. bağır? bağır ama bi tek sen varsın..
çok mu karamsar bir yazı? hayır değil bu yazı aynı hayat gibi..

31.7.09

kendime bile itiraf edemediğim bir şey demin canımı acıttı ve o zaman anladım..melike demirağ benden büyük döneme damgasını arkadaş şarkısıyla vuran bir şarkıcı.. herkes 7'sinden 70'ine bir iki sözünü bilir bu şarkının bi yerde duyduğunda mırıldanır. bende çok severim sözleri hep bana arkadaşlığımı, arkadaşlarımı hatırlatır. bugün sour berryde olan 70lerin şarkılarını çalan programda çalmaya başaldı ve ben nasıl kapatacağımı bilemedim. demek bu kadar yaralanmış, üzülmüştüm.. her yeni güne onlara karşı daha büyük bir öfkeyle uyanırken bir yanım onları özlüyormuş..aralıksız her gece onları rüyamda gördüğüm haftalar da oldu, hiç düşünmediğim zamanlar da.. ve bugün o şarkıyla depreşen zamanları hatırlıyorum üstünden tam 6 ay geçmiş, çok sular akmış..artık hepimiz değiştik ve geri dönüşü olmayan bir şekilde koptuk birbirimizden daha doğrusu onlar benden, ben onlardan..

şimdi bile bilmiyorum hala neden yazıyorum bunu galiba artık biriyle birşeyle paylaşıp bir daha açmamacasına kapatmak istiyorum bu konuyu..zaman yaralara ilaçmış evet doğru bu ama bi yandan zaman geri dönülmez uzaklıklar da yaratıyormuş..

30.7.09

okumak

Şu son zamanlarda neye imrendiğimi görmeye başladım. İnsanın yaşı, kendisi büyüdükçe onunla birlikte hayalleri de büyüyor. Hayaller artık bir şekil kazanıyor. Ben şu son zamanlardaki öss baskısı, düşünceleriyle kendimi bir anda oturmuş kariyer planları yaparken buluyorum evet bu kesinlikle güzel bir şey ama kendini çok da fazla yormadan, kafayı buna takmadan.
Görüyorum ki ben bir konu üzerine çok şeyi olan insanları, ağarlığı olan insanları çok beğeniyorum ve gittikçe kafamda bir konu üzerinde ağarlığımın oluşmasını istemeye başlıyorum. Başladım bile hatta, kendimi kişiliğimi düşündükçede kişiliğimin daha çok akedemik bir yöne kayacağına inanıyorum ama çokda emin olamıyorum evet çok çalışmayı seven biri değilim bunu hayatım değişik noktalarında gördüm ama bir şeye karşı olan inancım var eğer ben bir şeyi tam istersem yaparım bunu biliyorum, buna inanıyorum ama belkide kendimi kandırıyorum buna hayatımın hangi evresinde tam emin olucam onu da bilmiyorum. Ama şimdilik bildiğim bir şey varsa tüm bu akedamik bilgiler, doktora seviyesindeki konuşmalar için yapmam gereken şimdilik tek bir şey var oda okumak, okumak ve okumak.kendimce bugüne kadar okumaya çalıştığım kitapların yanı sıra yeni bir şeyler, daha çok okumak için bir şeyler yapmaya karar verdim ve bunun için hayatımda maddi ve manevi bir fedakarlık yapmaya karar verdim, Bana ileride çok iyi geri dönüceğine inandığım bir fedakarlık!
Hızlı okuma kursuna gitmek!
Yaptığım araştırmalar sonucunda gördümki bu bir insana kendi için yapabileceği en iyi şeylerden biri hem okumayı seviyor hemde bi konu üzerşnde ustalaşmak istiyorsa tamda yapılması gereken bir şey hızlı okuma!
Umuyorum siyaset ve tarih hakkında okumaktan yorulduğum hatta okuycak kitap bulamıyacağım zamanlarım olur. Ve umuyorum gün gelir bilgilerini hayranlıkla takip ettiğim biri oluveririm.

26.4.09


evet sevmem.. vampirle ilgili olan hiç bir şeyi sevmiyorum aslında sadece onlara haksızlık etmem yanlış bu dünyada var olduğu kanıtlanamamış sadece haya gücü geniş insanların zihninde yer alan hiç bir varlığı sevmiyorum ve dolayısıyle onlarla iligi kitap okumayı ve film izlemeyide..ama twilight başka niye mi? bilmiyorum yada biliyorum.. yanımda her eddwwaaawwrd! diye dolaşan herkese öoof yine mi diye bakarken neymiş bu yaa diyip okumamla bende pek abartılı olmasada ah edward! diye dolaşanlardan oldum aslında ben ve benim gibilerin bilmediği bir şey var ki biz aslında ah bellaaaa diye dolaşmamız lazım evet istediği kadar teen age olsun bir aşk bu kadar masum ve güzel nasıl anlatılabilir? özellikle serinin ilk kitabı olan twilight bir genç kızın bu imkansız çocuğa duyduğu hisleri nasıl bu kadar güzel anlatabilir, hissettirebilir? işte bende bu yüzden kitabı çok sevdim araya giren bizi romantizmden baymıycak olan yerlerde ise daha öncesinde hiç duymadığım bazı mitler, efsaneler var.. ve new moon burdada bu genç kızımın her dakika kahroluşunu okurken kim buna kayıtsız kalabilir?

26.1.09

Dünyanın en güzel arkadaşlıkları bile bir gün geliyor, bitiyor...Nedenini asla bilemediğin bir şekilde arandaki ilişki bir anda ters tepiyor .. Şimdi geriye sadece gülümseyen fotoğraflar kalıyor o resimler ki çekilirken sanki hiç bir derdin tasan yokmuşçasına objektife gülerek bakan ve aradan zaman geçipde artık hiç birşeyin eskisi gibi olmadığı bir zaman sadece sana üzüntü veren fotoğraflar.. Oturup düşünsen, kafayı yersin, sokağa çıkıp bağıramazsın ancak içine atarsın üzüntünü ailen gibi olan, zamanında kardeşin dediklerin sana sırt çevirdiğinde nedenini bilmedğim bir şekilde artık arkadaşların olmadıklarında gözyaşlarını ancak göstermeden içine akıtabilirsin.. Üzülürsün, zor kazanılan bir ilişikidir arkadaşlık kazanılır ve bir ömür kaybedilmez sanır sonra yanılır, kendine kızarsın.. Yapayanlız kalır gibi hisseder sonra yoluna kalanlarla devam edersen, eğer güçlüysen hiç bir şey olmamış gibi onların seni kaybettiğine üzülürsün. Ben üzülmemeye çalıştıkça, onların üzülmesi gerek dedikçe benim de acıyo canım umarım ki çabuk toparlanırım ve sadece uzak durmalarını umarım yakınıma..

1.1.09

yeni yıl..


pazartesi günü yine uykusuz ve aksi bir şekilde kapımın önünde servisi beklerken birden bi ıslaklık hissettim ve kafamı gökyüzüne doğru kaldırınca küçük küçük yağan kar tanelerini gördüm..nasıl ve nedendir bilmiyorum ama yüzümde kocaman bir gülücük oluştu her ne olursa olsun bir çocuk edasıyla sevindim ve o uykusuz, aksi kişi gitti yerine yagan karla bir çocuk kadar mutlu olan biri geldi..mutlulukla bindim servise okula giderkende dışarıyı seyrettim..çok fazla tutmadı bu sefer hatta hiç tutmadı bile diyebilirim..ve dün sabah yine servise bindim bu sefer hiç birşey yoktu ama biraz ilerleyip de beykoz'un en çok kar çeken yerine gidince birden başlayak kar yağışıyla yine çok mutlu oldum..kar hızla yağıyor ve aynı şiddette yollar kar tutuyordu ve bu sefer aynı zamanda yıllardırsadece amerikan filmlerinede gördüğüm sahnenin tekrarlanması ihtimaliyle çok seviniyordum; yeni yıla kar yağışıyla girmek ve yılın ilk günü bembeyaz bi sabaha uyanmak..ama gün boyu azalan kar yağışı ve akşam üstne doğru yağışın yağmura dönmesiyle isteğim gerçekleşmedi..ama olsun yinede kar yağışlı bi haftada yeni yıla girmiş oldum.. Yeni Yıl demişken.. umarum herkesin 2009'u az savaşsız çok barışlı, az krizsiz çok paralı ve az mutsuz çok mutlu geçer..Yeni Yıl'ımız kutlu olsun..