29.7.12
ben buraya yazmaktan çok korkuyorum. yazıyorsam eğer birşey var demektir. anlatamadığım, paylaşamadığım birşeyler. var. ne buraya yazmak, ne de kendime bahsetmek istemediğim şeyler. çözümsüz. her zaman ki, gibi. yakın ama uzak. yanımda ama değil. kendime itiraf etmenin en kolayı olacağını düşündüm. tam edemiyorum, yaklaştım belki ama. bana hiç bir kolaylık sağlamadı. bu kadar karışıklık içinde sağlayamazda zaten. sorunun sadece belirsiz hisler olmadığını anlamak yetiyor çözüm aramaktan kaçmak için. ama bu sefer değişik. farklı. her zamanki gibi değil. seviyorum sevmiyorum.
30.5.12
4.4.12
ah, böyle günler olmasın mı desem bilemiyoum. çok fazla geliyor ya. mideme vuruyor bazen, bazende heryerime. heryerim bir başka söylüyor, çok geldi. fazla.
bi tarafta sen zaten, bi tarafta veremediğim acıtan baya can çekiştiren kararlar, bi yerde de hiç ama hiç yeri, zamanı uygun olmayan o. o diyorum çünkü orda kalsa en güzeli. herşey yerinde güzel. bizim arkadaşlığımız da yerinde güzel, arkadaşlığımız.
vermeye çalıştığım, aslında verdiğim karar zor oldu. zor vermedim belki ama sonuları çok zor oldu, ağır. geçicek. herşey gibi. buda. bunun verdiği acıda. yine zamana muhtacım. herzamanki gibi. zamana koşuyorum. zaman iyileştirecek çünkü, biliyorum.
ya sen? sana söylenecek cümlelerim var mı hala. vardır.. güzel şimdi. senden uzakta. kafam daha rahatken. daha rahatmı bilmiyorum. öyle sanırım. 700 km'nin bi heybeti var değil mi. var var.
peki o nerden çıktı? hangi arada derede? nasıl yine? ne zaman? ben neden farkedmememiştim. birini bu kadar çok sevdiğini bilmez mi insan. bi günde, bi anda şıp diye mi meydana gelir. ortaya çıkar. yok illa ki açıklaması var bununda. herşeye bi açıklama bulmaya çalışıp, başarılı olamasamda bunun vardır. inanmak istiyorum.
hissettiklerime ben bile yetişemezken kimden, nasıl anlamasını beklerim ki? ben bile anlamdıramazken. hadi seni geçtimde ona noluyor? ona hislerim göya. yo yo yo. yok öyle birşey. yok. yazmam bile hata. beynimden geçmeleri tamam. ben duymamazlıktan gelebilirimde. yo hayır somutlaşamaz kelimelerle.
ha bide şu sonç çıkıyo gerçekten ihtimali kalmıyosa birşeyin eskiden, olanın kıymeti çöküyor üstüne ben onu gördüm şimdi o uzakya artık bana bende uzağım ya artık. ulaşılamaz ya artık eskisi kadar kolay. buydu işte. hislerimi dışavurmasını sağlayan belkide bunca zamandır içimde olupta şartlar değişim imkansızlaşınca anca farkedemilmişimdir belki. ama vahim bu hisler gerçekse çok vahim durum. aklım vahim.
bi tarafta sen zaten, bi tarafta veremediğim acıtan baya can çekiştiren kararlar, bi yerde de hiç ama hiç yeri, zamanı uygun olmayan o. o diyorum çünkü orda kalsa en güzeli. herşey yerinde güzel. bizim arkadaşlığımız da yerinde güzel, arkadaşlığımız.
vermeye çalıştığım, aslında verdiğim karar zor oldu. zor vermedim belki ama sonuları çok zor oldu, ağır. geçicek. herşey gibi. buda. bunun verdiği acıda. yine zamana muhtacım. herzamanki gibi. zamana koşuyorum. zaman iyileştirecek çünkü, biliyorum.
ya sen? sana söylenecek cümlelerim var mı hala. vardır.. güzel şimdi. senden uzakta. kafam daha rahatken. daha rahatmı bilmiyorum. öyle sanırım. 700 km'nin bi heybeti var değil mi. var var.
peki o nerden çıktı? hangi arada derede? nasıl yine? ne zaman? ben neden farkedmememiştim. birini bu kadar çok sevdiğini bilmez mi insan. bi günde, bi anda şıp diye mi meydana gelir. ortaya çıkar. yok illa ki açıklaması var bununda. herşeye bi açıklama bulmaya çalışıp, başarılı olamasamda bunun vardır. inanmak istiyorum.
hissettiklerime ben bile yetişemezken kimden, nasıl anlamasını beklerim ki? ben bile anlamdıramazken. hadi seni geçtimde ona noluyor? ona hislerim göya. yo yo yo. yok öyle birşey. yok. yazmam bile hata. beynimden geçmeleri tamam. ben duymamazlıktan gelebilirimde. yo hayır somutlaşamaz kelimelerle.
ha bide şu sonç çıkıyo gerçekten ihtimali kalmıyosa birşeyin eskiden, olanın kıymeti çöküyor üstüne ben onu gördüm şimdi o uzakya artık bana bende uzağım ya artık. ulaşılamaz ya artık eskisi kadar kolay. buydu işte. hislerimi dışavurmasını sağlayan belkide bunca zamandır içimde olupta şartlar değişim imkansızlaşınca anca farkedemilmişimdir belki. ama vahim bu hisler gerçekse çok vahim durum. aklım vahim.
17.3.12
Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun
Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar
Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var
Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.
Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar
Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var.
sesin kulaklarımda sürekli, süreklide duyuyorum bazen. unutmamak için kafam mı tekrarlıyor bilemiyorum bazen sesin bile yetiyor.
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun
Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar
Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var
Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.
Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar
Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var.
sesin kulaklarımda sürekli, süreklide duyuyorum bazen. unutmamak için kafam mı tekrarlıyor bilemiyorum bazen sesin bile yetiyor.
6.3.12
Daha ne kadar sabredebilirdim bilmiyorum. Buraya yazmakda haykırmak gibi geliyor aslında öyle -değil- ama delilik burası. Kendi kendine konuşmanın meşru hali. Artık kafanda dolanan, seni yiyip bitiren sözlerin, cümlelerin bi yere atılması hali. Unutamıyorsun ya, biranda silip atamıyorsun ya kafanın içindekileri, kimseylede paylaşamıyorsun buraya yazıyorsun işte yazdığın herşey büyük harf, çığlık çığlığa.
Direniyordum aslında daha fazla yazmak istemiyordum buraya senle ilgili. Hala birşey olmadığını idda ediyordum kendime. Artık heycanlanmadığımı. Şimdide inkar edicem gözlerimin dolu olduğunu, heran patlamaya hazır bi bomba gibi dolaştığımı. Senin yüzünden laçkalaşan sinirimi, çekilen enerjimi, asılan yüzümüde inkar edicem. Çevreme hissettirmediğim gibi, onları kandırdığım gibi kendimide kandırıcam. Kandıramıyorum. Uzaklaşamıyorum, içime atamıyorum, bağramıyorum, ağlayamıyorum, gülümseyemiyorum, bakamıyorum.
Gerçek olamaz ya, böyle birşey olamaz. Nasıl oldu? Ben nasıl 5 aydır senden başka hiçbir şey düşünemez oldum? Neden? Neden bir insan tanımadığı sen hakkında aylarca düşünür, ağlar, güler. Ben neden her sabah sana uyanıyorum? Bir anda nasıl asılabiliyor yüzüm, nasıl bu kadar çabuk değiştirebiliyorsun beni? Nasıl ya, nasıl? sen bunların birazını bile hakediyormusun? Dinlediğim şarkıları, heycanlarımı, mutluluğumu hakediyorumusun? Bana kıyamayanlar varken sen benim bir gözyaşımı hakediyormusun?
Bende suç tamam, neden hala bu kadar uzadı, neden hala atamıyorum kafamdan seni bilemiyorum. Neden senden nefret etmeye çabaladıkça, gerçekten uğraştıkça sana daha yakın buluyorum kendimi. Hatrımı bile soramadan sen gidecekken, neye niye umut bağlıyorum ben? Umut bağlıyormuyum? Hayır aslında. Bu mu peki beni daha çok acıtan. Sana karşılıksız hissettiklerimden daha mı çok acıtıyor benim bana yaptıklarım. Bilmiyorum gerçekten, düşünmek istemiyorumda artık. Nolur, nolur hiç görmemiş oluyim seni, sen bana hiç gülümsememiş ol. Ben seni hiç duymamiş oluyim ya, nolur. Dayanamıyorum artık. Kaçamıyorumda. Çıkaramıyorum aklımdan.
artık içime atamıyorum,
taşıyo baksana.
Direniyordum aslında daha fazla yazmak istemiyordum buraya senle ilgili. Hala birşey olmadığını idda ediyordum kendime. Artık heycanlanmadığımı. Şimdide inkar edicem gözlerimin dolu olduğunu, heran patlamaya hazır bi bomba gibi dolaştığımı. Senin yüzünden laçkalaşan sinirimi, çekilen enerjimi, asılan yüzümüde inkar edicem. Çevreme hissettirmediğim gibi, onları kandırdığım gibi kendimide kandırıcam. Kandıramıyorum. Uzaklaşamıyorum, içime atamıyorum, bağramıyorum, ağlayamıyorum, gülümseyemiyorum, bakamıyorum.
Gerçek olamaz ya, böyle birşey olamaz. Nasıl oldu? Ben nasıl 5 aydır senden başka hiçbir şey düşünemez oldum? Neden? Neden bir insan tanımadığı sen hakkında aylarca düşünür, ağlar, güler. Ben neden her sabah sana uyanıyorum? Bir anda nasıl asılabiliyor yüzüm, nasıl bu kadar çabuk değiştirebiliyorsun beni? Nasıl ya, nasıl? sen bunların birazını bile hakediyormusun? Dinlediğim şarkıları, heycanlarımı, mutluluğumu hakediyorumusun? Bana kıyamayanlar varken sen benim bir gözyaşımı hakediyormusun?
Bende suç tamam, neden hala bu kadar uzadı, neden hala atamıyorum kafamdan seni bilemiyorum. Neden senden nefret etmeye çabaladıkça, gerçekten uğraştıkça sana daha yakın buluyorum kendimi. Hatrımı bile soramadan sen gidecekken, neye niye umut bağlıyorum ben? Umut bağlıyormuyum? Hayır aslında. Bu mu peki beni daha çok acıtan. Sana karşılıksız hissettiklerimden daha mı çok acıtıyor benim bana yaptıklarım. Bilmiyorum gerçekten, düşünmek istemiyorumda artık. Nolur, nolur hiç görmemiş oluyim seni, sen bana hiç gülümsememiş ol. Ben seni hiç duymamiş oluyim ya, nolur. Dayanamıyorum artık. Kaçamıyorumda. Çıkaramıyorum aklımdan.
artık içime atamıyorum,
taşıyo baksana.
1.1.12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
