29.1.10

mevsimlerden kış ağaçların üstünde kar yollar bembeyaz evin biraz ilerisinden yokuştan bakıyorum etraf bembeyaz hava grimsi hafif hafif kar yağıyo yokuş kardan kapanmış arablar çıkamıyo iki çocuk var ellerinde kızakları.. iyice baktım yokuşun resmi zihnime kazındı. düşünüyorum iki ay sonra yollar kupkuru yokuşun iki yanında ağaçlar tomurcukta hava mavi yenilik kokusu hakim.. ondan sonraki iki ay; asfalt sıcaktan terlemiş ağaçlardan çiçekler fışkırmış güneş en tepede gökyüzü en mavi takibindeki aylarda kahverengi tonları hakim hem havada hem yapraklarda o yokuştada öyle.. ben yokuşa baktım o bana ayları anlattı işte dedi hayat gibiyim ben insanın hayatını yaşadığı günler dolayısıyle mevsimler oluşturur, bende onların resmiyim zaten dedi. durdum düşündüm sen hangi mevsimdesin? ne renksin? sustum hem gökkuşağım hem siyah hem beyaz hem ağlamak istiyorum susmamacasına hem gülmek kahkalarla bi ağız dolusu gülmek.. şimdi parçalı bulutluyum ama içimde derin hisler arkama bakmadan uzaklaşmak küçük bi sandala binip kıyı kıyı açık denize ulaşmak istiyorum en sevdiğim şarkılar çalsın fonda ufukta güneş olsun ben arkama bakmayayım..
o da geçer herşey geçer unutulur dün kar yağıyordu her yer bembeyaz bugün deli bir yağmura uyandım pencereyi tıklatırcasına yağan yerler ıslandı karlar eridi şehir yine eski görüntüsüne büründü yarın güneş açıcak belkide ıslak olan herşey kuruycak şehir güneş ışığyla olduğundan daha güzel görüncel belki..ben? bende. bende güneş açıcam belki içimde en ufak bi huzursuzluk kalmiycak hiç olamdığım kadar rahat uyuycam belki, belki de daha da kapanıcak daha çok gri olucak bilemiyorum bilmiyorum.. hayat bu işte yarın ne olucağını kestirememek ama en güzelini ummak ben ummaya devam edeyim bu yazıda öyle bitsin dışarısı ne kadar kapalı olsanda umutlu açık bitsin..

Hiç yorum yok: